Featured image of post Engelliler Günü Masalı

Engelliler Günü Masalı

Bir engelli olarak engelliler gününü gram sevmem. Bekarlarında sevgililer gününü sevmemesi gibi düşünebilirsin ama inan öyle değildir.

Engelliler günün gününden başlayıp kendi düşüncelerimle bazı gerçekçi noktaları kaleme alacağım. Siyaset yok ama göndermeli bir şekilde eleştiri barındırmakta. Bu arada, daha önce bu siteye girmediysen, “ben ortopedi engellisiyim” bu kadarını bilmen kâfidir. Diğer noktaları aşırı gereksiz ve ajitasyon kaçacağı için, bilmemen daha iyi olacaktır.

Bu yazıyı yazmamak ve yazmak arasında gidip-geliyorum. Bu yazı Dünyayı asla değiştirmeyeceğini biliyorum ama yazmazsam kafamı kemirip bitirecektir. O yüzden, klavyemden dökülen bazı sert sözcüklerim için özür dilerim.

Bu yazı aslında engelli dostlarıma ve diğer insancıklaradır. Tamamen kendi dertlerim değil, gördüğüm ve kadarıyla masaya yatırılmıştır.

Engelliler Günü Neden Buz Gibi Bir Dönemde Kutlanıyor?

Bak bunu gram çözemedim. Her şeye mantık arıyorum ama bunun mantığını kurmayı denediğimde cehennem gibi sert duvara çarpıyorum. Ne diye? İnsanları buz gibi soğukta kutlanıyor inan anlamakta güçlük çekiyorum. Yazın olsa o zamanda çok sıcak olurdu, o da dikkat çekmezdi. Bence bugünün olması bile bir utançtır. Engelliler günü aslında olmaması gerekiyor.

O günün amacı ne? Engellileri anlamak ve empati yapmak ama piyasa ya engellileri ajitasyon simülasyonu veya mükemmel olması gereken bir yaratık olmaları gerek. Ortası yok. Ben diyorum ki, “sana ne?” demeyeceksem, o zaman ben neyim? O günü hazm etmiyor ve sevmiyorum.

Diğer Engellileri Bile Sevmek Zorunda Mıyım?

Sanki yazılı bir kanun var, o kanuna uymamı bekliyorlar. Sanki diğer engelli dostları (yersen) ile bir araya gelip konuşmak zorunda imişim gibi. İnan bana, ben eski meslektekilere (oyun geliştirme) bile merhamet etmemişim. Kendi türümdeki veya hastalıklı(!) insanların alayını kabul etmem. Ve etmediğim gibi, kimseyi de dinlemiyorum.

Her engelli insana katlanmam ve ajitasyonlu bakmam. Çünkü, ona bakarsam, ben de diğerleri gibi olurum. Bu istediğim en son şeydir. O yüzden, bu engelli dostları bile iplemem. Ha şu olur, birisi arkadaş olarak konuşur-tanışırım. Baktım kafam uyuşur ise, o zaman başkadır. Diğer türlü “bana ne?” diyebilir veya demesem bile, umurumda bile değil. Bu şu anlama gelmiyor, onların dertlerini “sallamıyorum”. Yeri geldiğinde ben de dertleniyorum çünkü. O yüzden, bana “engelli” gözü ile değilde “insan” gözü ile bakın.

Yalandan Kutlama

Bak bu o engelliler günün en kara ve sinir bozan kısmıdır. O gün boyunca, sanki her gün “engelli” için bir şeyler yapılıyormuş gibi gösterilmesi. Bak buna acayip ayar oluyorum. O gün geldiğinde, TV’de engelliler sergi açtı, engelliler şarkı söyledi, engelliler bla bla. Bu masallara tok olduğum gibi, gördüğümde içimden “e, ne çözdü?” diyorum. Cevap “gösteriş” o kadar. Çünkü artık, sinirlenmeye başladım. Bak aç şimdi TV’yi engellilerin E’sini bile bulamazsın, güya “herkes eşit” idi. Gerçek öyle değil işte, sadece göz boyamadır.

Ayrıca, engellier gününde hangi derdi çözerlerse çözsün bana “yapmacık” gelecek. Normal günde “neredesin” diye sorasım var ama gerek yok. Çünkü uğraşmaya değmeyeceğine sen benden daha iyi biliyorsun.

Çözüm ne?

Hiçbir şey. Engelliler gününü kaldıralım. Ciddiyim, engelli dostlarım bana çullanacak biliyorum ama bir şeyi çözmek için, onu göz önünden atmak lazım. 364 gün yoksak 1 gün için boşuna kendilerini yormasınlar. Kimseye inancım yok. Engellilerin 2 isteği var, erişilebilirlik ve sosyal çevredir. O sosyal çevre kendileri gibi olanlarla değil. Sıradan insanlarla olmalıdır.

Erişilebilirlik… Hâlâ bir çok mekân engelli dostu değil. Bir çok mekân engelli dostu gibi görünse bile, ölüm rampasıdır. Bir kaçında ise cidden iş yapıyor. Şunu demeye getiriyorum, bu sorun bile çözülse insanları eğitmek daha basit olacak. He, bazı denyolar var. Engelliler için yapılan engelli yollarına o arabalarını sokuvermesinler. Çok şey istemiyor aslında bu insanlar. Sadece tek başlarına yaşamak, o kadar. Herkes, göz önünde olmayı seçmiyor. Bakma benim dert yandığıma. Ben bile, bu konuyu konuşmak istemiyorum. Müziğimle konuşmak isterim ama ona daha çok sanırım.

Bitirirken

Okuduğun için teşekkür ederim. Edebiyatçı değilim, sadece kafamdakileri buraya yazdım.