Bugün gerçekten çok acımasız olacağım. Gerçekleri yazmaktan çok bildiklerimi kusacağım. Hiç kimseden özür falan dilemeyeceğim, bugüne kadar beni üzen ve onları üzen herkesin nasıl bir insan olduğunu da bildiğim için, tüm geliştiricileri aynı kafese koyuyor isem, bu kusura bakmayıverin.
Lafı uzattım biliyorum ama girişte bunu yazmazsam, kalbim huzur bulmazdı. Zaten gram beklentim yok, bu lanet piyasa asla düzelmeyecektir. Bu yüzden, hazırsan gerçekleri yakayım, pardon yazıvereyim.
Uygulama ve Kodlama Tapınakçılığı
Başlığı böyle mübarek günde atmak çok ironi ama gerçekten de öyle. Bugün geliştirici topluluğuna girin, sadece 30 dakika süre orada bulunun ve soluduğun her saniye onların bu tapınakların dışındaysan, seni dışlayacaklar.
Her sene farklı kütüphane çıkar, önce onu öğrenirler. Sonra o kütüphaneyi derlemek için 30 takla atarlar ve onu kullanırlar. Sonra tekrar sil baştan başlarlar. Bu kısır döngü ile cebelleşirler. Bu cebelleşmenin ne adı ve ne de sonu var. Üzülmüyorum, keşke az uygulama yapsakta insanlara az faydamız olsa, yok ki. YOK. Her gün, bir şekilde kendi aralarında C# mı daha iyi, C++ mı? E, ne bu? Sadece ego okşama mı? Ancak zaman kaybedin. Dur daha saydıracağım. Rahat yok bugün senin gibi kodlamacı kokarcasıcalar.
Dur bakayım, nereye? Sana çay-kahve ısmarlayacaktım. İçtiklerini burnundan getireceğim. Bir uygulama ve site için neden node_modules gibi şeylerle insanlara tekink borçlar yüklettin? Ha, bu insanlar sana kızıyor ve seni gram iplemiyorsa, bunun sebebi, senin soyutlaman değil mi? Cevap veremeyeceksin biliyorum ama okumayacaksın, ondan adım gibi eminim. Fakat anlamlandıramadığım için sinirden deliriyorum.
Açık Kaynak Felsefesi Masalı
Dur kaçma, gel. Daha başlamadım. Gerçeğin diğer yüzü var burada. Hiç masala gerek yok. Açık kaynak diye diye piyasada doğru düzgün uygulama bırakmadın ya. Ne bu sevda imiş, herkesi gerçekten deli etti. Önüne gelen çöpçatanlık seviyesinde, bozuk ve yarım yamalak çalışan veya görüntüsü leş olan 90’lı yıllardan fırlayan gui faciası döşeğinde olan uygulamalarını kimse kullanmıyor. Sen bile kullanmayacaksan, ne diye zamanını malayani işlerle heba ediyorsun? Ha kafayı yeme, kaldır şu kafanı.
Açık kaynaklı kod diye diye, AI’leri bir güzel elinle eğittin. Bana felsefe yapma, senin kodların git’e atıldığı ilk saniyede AI botları indirip tarıyor. Emek mi? Zerre umrunda değiller. Lisans mı? Onu afiyetle yediler-bitirdiler. Seni kimse korumayacak. Boşuna kürek çekme. Adam gibi uygulama yazabiliyorsan, ne diye firmaların uşağı oluyorsun? Delirdin mi sen? Daha sonra çok fazla atlayacağım bu konuda sana.
Malayani: Faydasız iş yapan demektir.
Oyun Dünyası da Az Masumane Değil
Dur dur, buraya yardırmazsam, soğumayacak sinirim. Yıllarca biriken lanet var burada. Kaçma ulan, sakinliğimi korumayı deniyorum ama beceremiyorum. Ne yapayım? 10 yıldır biriken kanayan yara işte. Sana göre 10 yıl ne ki? Çöpten ibaret de mi? Daha kendi kodunun 10 yıl bile yaşayacağından bile bir habersin. Teknik borç, algoritma desem bana alık alık bakacaksın. Doğru muyum?
Burada daha sitemkarım. 10 yıl boyunca oyun geliştirdiğimde sürekli; “çizimin kötü, nesneler eşit değil, grafikler *** gibi olmuş.” Yıldızladığım yerler senin o hâyâl gücünle doldurursun. Ben ise, her seferinde düzeltmeyi denedikçe daha diplere indiğimi gördüm ve tabii, peygamber sabrınında bir sınırı vardı. Onu deştin, aferin iyi halt yedin. Argo gırla geliyor ama sakinlik kalmadı.
Ben zamanında deli gibi uyardım herkesi; bakın. Yapmayın böyle oyunlar, bunlar oyun değil dedim diye. Kim dinledi, hiç kimse niye? Sakalım yok ki laf dinleteyim. Tecrübesizim diye adam yerine bile konmadım. Niye? Egonuz benim sesimi bastırdı. Sonuç mu? Önüne gelen oyun yaptı. Piyasayı şişirdi ve Google ise bunun faturasını ağır kesti. Bir zamanlar deli gibi onayladığı tüm oyunları silebiliyor veya virüslü gibi gösterip imha ediyor. Google bile farkında sadece doğru anı bekliyordu. Steam ve diğerleri bile bezdi, onlar saldı gibi gösterip oyunları son sıraya postaladı. Beter olun. Canıma doyurdun ulan.
Firma Bekçisi
Evet, işin bir de konuşulmayan yüzü ile dert yanayım. Dünyada AI işi aldı başını gitti. Senin o açık kaynak kod felsefen yüzünden, bir çok kişi işsiz kalacak. Bu da bir kul hakkıdır. Etmeyin demeyeceğim, çünkü artık oyun bitti.
Google ve büyük firmalar Git’teki kodları eğittiler. Sonra geri sattılar sana. Sende bir güzel yedin onu, afiyetle. Microsoft bu GitHub‘ı alarak doğru yapmış. Toz pembe davranmayacağım. Sonra onun kodlarını aldı bir güzel eğitti. Sonra o şirket, WSL2 ile Linux’u Windows’a indirgedi ve o oyunu şahmat etti. Boşuna ağlama, daha bitirmedim. Sonraki satırda sana daha da gireceğim.
Sonracığıma, Çin’liler ve Rus’lar bu kodları alıp eğlendiler. Gerisini sen anla. Bana hepsini yazdırma, eğlenmek kelimesinden ne bağlam çıkarırsan artık. Azıcık kafanı kullan.
İnsanlar neden hâlâ verisini önemsemiyor?
Bunu konuşamazsın, çünkü o kadar çok fazla egon şişki, onu göremiyorsun. İnsanların verileri önemsiz demeyeceğim, bir anda lafı çarpıtacaksın. Onu demeden geçemem. İnsanlar hız istiyor, kalite ve sorunsuzluk istiyor. Bunu kim sağlıyor? Devler, bunun dışındakilerde iş yok. İnsanlar bu bozuk düzende geleceği olmayan sistemlere merhameti yoktur.
Kullandığım bazı uygulamalarda açık kaynak olması önemsiz, iş yapıyorsa ve bedava olması önemli. Firmalar bunu biliyor ve bunu kullanmaktan da çekinmeyecekler. Kodlama dünyası belki yarım asırdır hayatta ama geleceği var mı bilmem ama gittiği yol, karanlık. Ya kafalarını değiştirecekler yada AI’ye teslim olup ağlaşacaklar.
Bitirirken
Yazılacak çok şey var ama enerjim ve sabrım sınırlı. Çünkü bugün mübarek gün. Bu yazıyı bugün yazıyorsam, insanların uyanmasını istiyorum. Her insan ölüm uykusundadır. Onu ancak öldükten sonra uyandırır.