Bugün biraz laf salatası yapacağım. Bugüne kadar yaptığım tüm eşeklikleri ve söylemek istediğim her şeyi sizlere dökmek istiyorum. Ayrıca, bugün saçmalayacağım.
Adam Olamadım
Bugüne kadar; oyunlar ürettim, programlar yazmaya çalıştım. Kodlama dili falan öğrenmeyi denedim. Siteler açtım ama bir türlü şans yüzüme gülmediği gibi, çevremden benimle beklentileri de arttı. Haliyle olmuş 30 kusur yaşına basmışım. Artık kendimi kandırmamın bir anlamı da yok. Bu sebepten dolayı, bazı şeyleri hayatımdan atamadıkça gram ilerleyemeyeceğimi gördüm.
Oyunlar ürettim demiştim, yaptığım oyunların hepsi 2 boyutluydu ve insanlara gösterdiğim zaman, kimse beni geliştirici yerine koymadı. Yaptığım oyunlar da bir halta benzemediğinin farkındayım. Çizim desen pikselart ve ruhsuz. Kodlama desen, algoritmayı kullanan ama event ve davranış biçimiyle oyun yapmışım. Ki artık, Unity kullanmadığım için ve kullananları da iplemediğimi gördüğümden dolayı bu meslekten etimle-kemiğimle nefret ediyorum. 10 yılımı buna harcadığımdan bahsetmedim bile, gerisini sen düşün bre. (Evet, Taşacak Bu Deniz dizisini izliyorum.)
Program yazmaya çalıştığım için, kendimden özür diliyorum. Zira kendime kaldıramayacağım saçmalıklarla ezdirmişim. Kodlama dili öğrenmeden ve AI yardımı alarak bir iki program yazınca, kendimi bir nimet saymışım. İnsanları da beklentiye soktuysam özür dilerim. Ben, bu kodlama alanından nefret etmediğimi düşünmüşüm ama gereksiz yere GO dilini öğrenmeye çabalamam da ayrı saçmalıktan ibaret.
Siteler açmaya çalıştım ama bir baltaya sap olamadım. O konuda da kendime azıcık hak veriyorum. Yine de site yapmayı seviyorum ama piyasadaki aptalca sistemlerden dolayı nefret ediyorum. Wordpress önüne gelen her şeyi aldığı için güvenliği bitik. SSG desen yürüyen teknik borç. Hugo şimdilik iyi duruyor ve AI’lere teknik borçsuz SSG dersen bunu ve Jekyll‘i önerir. Kendimi kandırmaktan da bezdim artık. Uyan la şu gaflet uykusundan.
Aklıma gelmişken, yazarlıkta da bir haltları karıştırdım. Azıcık argodan zarar gelmez. Hikâye yazmayı seviyorum ama arkası gelmiyor. Evet, 1 - 3 bölüm yazdıktan sonra sanırım kendimi kasıyorum. İlla yazacağım diye kasınca, o seri heba oluyor elimde. Yine de lanet olasıca, o alanı seviyorum. Tabii beş kuruş kazandırmayacağı gerçeğiyle çarpınca, güle güle düşlerim, merhaba gerçek dünya.
Planlamayı sevip ona uyamamak. Galiba benim kafa dağınık iyice. Bu sitede tüm planları şeffaf bir şekilde sansüre kurban gidemeden halledeceğim. Bu sayede kafadaki meşgulleri yakıp faydasız şeyleri de yok etmemi sağlayacağına inanıyorum.
Peki Şimdi Ne Olacak?
İnan bende bilmiyorum ama kafamda bir şeyler var. Söyleyeyim, nasıl olsa şeffaf olacağım dedim, o zaman didikleyeyim.
İlk olarak bu lanet siteyi Hugo’da tutmaya çalışacağım. Beklentiye girmeyi haram eyledim ama çalışmayı değil. Gerçi çalışmayı seviyorum zaten. Kim diyor ki sana tembelliğe alış diye, ha şu meymenetsiz şeytandı he. Bak ya, yine saptım konudan. Neyse? Ne diyordum la? Ha, hatırladım. Saçmalamak serbestti. O site yaşasın kâfi.
İkinci olarak, Canva. Orayı keşfettim, yakın zamanda orada CV veya Portföy tasarımları yapacağım. Onları herkese açacağım. Bazıları paralı, bazıları bedava. Zamanımı bunlara yatıracağım. Tabii ki, kazanmak benimde hakkım.
Üçüncü olarak, cover yapmak. Sürekli başlayıp, bir yere bağlayamamak kötü be. Seviyorum, bu müzikle uğraşmayı. Bir ara cover kanalı açacağım. Orada, kendi çapımda, isterseniz dalga geçin. İsterseniz öneri sunun ama ben durmayacağım. Müziği seviyorum, ayda veya haftada. Canım ne zaman isterse o zaman bir şarkı seçip onu cover yapacağım. Tabii, şarkı tamamen Türkçe olacağı kesin.